Bali Yaşam ve Kültür Rehberi

Bali Yaşam ve Kültür Rehberi

Merakla beklediğiniz Bali Yaşam ve Kültür Rehberi ilk versiyonuyla hazır!

“Turizmin ticarileştiren ve yozlaştıran etkilerine  yıllardır başarıyla direnen Balililer plajları ve pirinç tarlalarındaki instagram salıncakları kadar, eşsiz kültürleri, dansları ve ritüelleri ile de Bali deneyimimizi tanımlarlar. İşte Bali’yi Bali yapan en önemli şey aslında budur.”

2013 Mayıs’ında Bali’ye iş nedeniyle taşınmıştım (bu kısa hikaye çünkü vereceğim çok daha mühim bilgiler var) ve bu vesileyle de Bali’nin keşfedilmemiş cangıl köylerinde babaannelerin üstsüz gezdiği, halkın nehirde yıkandığı bölgelerini tüm gerçekliği ve doğallığıyla dolaşmak, profesyonel fotoğrafçıların dahi içine sızamadığı sosyal dokuya misafir olmak gerçekten çok özeldi.

Çalıştığım sosyal yardım programına dahil olan hanelere protez bacak ve tekerlekli sandalye götürüyorduk. Ben bir de elimdeki anketi ev hanelerindeki anneler ile oturup doldurmaya ve istatistik üretmeye çalışıyordum. Dikkatimi çeken iki mevzu vardı. Birincisi erkek mi kadın mı olduğumu anlayamamalarından dolayı sürekli bana bakıp kıkırdamaları (o zaman saçlarım çok kısaydı ve daha önce kısa saçlı bir kadın görmemiş olduklarını anladım. Bali de kadınlar upuzun simsiyah saçlarıyla gurur duyarlar). İkincisi de ‘’iki ya da daha fazla çocuğunuzu serebral palsi (cerebral palsy) hastalığı nedeniyle kaybettiniz mi?’’ sorusuna evet yanıtını verirken, genç annelerin gülümsüyor olmalarıydı (tamamen kültürel).

Ben o zamanlar bunları bilmiyordum ama ne alındım ne de tepki gösterdim çünkü henüz tam kavrayamadığım bir kültürün içinde gidip yaşayan kişi bendim.

Gerçek Bali’yi merak edenlerinizin talepleri doğrultusunda kaleme aldığım bu yazıyı Bali Hakkında Herşey, Bali Gezi Rehberi ve benzeri başlıklı seyahat bilgileri içeren yazılardan ayıran şeylerden biri, seyahat rehberinden çok bir Yaşam ve Kültür Rehberi olması.

Yedi yılı aşkın süredir tam zamanlı olarak oralarda yaşıyorum. Yani başka yerde bir evim yok, birincil mekanım orası, yılın ortalama 300 gününü Bali ve Lombok’ta geçiriyorum. Takdir edersiniz ki on yıldır gidip geliyorumculardan farklı bir deneyim.

Ağustos 2019'da Bali'nin en büyük festivali olan Sanur Village Festival'da görev başındayım

Aslında gittiğimiz her yerde kendi deneyim ve maceramızın senaryosunu kendimiz yazıyoruz.

Kimilerinin Bali’si Beach ler, dalga sörfü, tapınak ziyaretleri ya da yoga aktivitelerinden ibaret olabilir. Duyduklarımız, okuduklarımız çerçevesinde beklenti oluşturuyor ve yaşamak istediğimiz deneyimi zaten oluşturmuş oluyoruz ve dolayısıyla bunları görüp deneyimliyoruz. Beni iki kere ziyarete gelen anneme sorsanız onun Bali’si muhtemelen bambaşka bir yerdir.

Bu yazıda bulacağınız önemli bilgileri Bali’ye yerleşmek konusunda ciddi düşünenleriniz, Bali’nin plajları yanında kültürünü de merak edenleriniz için derledim.

İtiraf etmeliyim ki benim gibi kendi halinde sessiz sakin kaşifler, başkalarına faydası dokunacak çok şey biliyoruz. Çoğumuz internet ve sosyal medyada paylaşımda bulunan türden değiliz. Araştırdıysanız fark etmişsinizdir, şimdiye kadar Bali ile ilgili Türkçe paylaşımda bulunanlar balayına (ya da tatile) gidenler. Bali’de yaşayan Türklerin sayısının altmış civarı olduğunu tahmin ediyorum (ben yalnızca bir kaçıyla tesadüfen karşılaştım) ve herkes kendi halinde, kendi hayatını yaşıyor.

İşte bu sebeplerle “Bali’de Yaşanır mı?” sorusunun cevabını bulmak istiyorsanız doğru adrestesiniz.

Şunu da eklemem lazım, bu yazının sizi gidip orada yaşamaya ikna etmek gibi bir amacı kesinlikle yok. Bazen Türkçem mi kıt diyorum çünkü “sen oralarda yaşıyorsun yıllardır, hadi bizi de ikna et” diyenler oluyor. Hiç anlam veremediğim bu cümleyi kurcalamadan burada  bırakıyorum.

Bali, Batı kültüründen çok daha farklı frekansta bir toplumun var olduğu ve haklarında ne kadar çok şey öğrenirseniz o kadar anlam ve keyif veren bir yer.

Haydi başlayalım o zaman…

Sosyal Doku Nasıl?

Öncelikle, Bali de dahil olmak üzere Endonezya’nın genelinde onların dilini öğrenmek sosyal dokunun derinliklerine inebilmek için altın değerinde. Yeni bir kültüre adaptasyon sürecinde bir toplumda dilin kullanımıyla beraber düşünce biçimleri ve tarihinin beraber incelenmesi, kültürlerarası iletişim eğitimlerimde de önemle değindiğim bir konu.

“Onlar istediği gibi yaşasın, benim derdim kendime huzurlu bir yaşam kurmak” diyenleriniz için dahi, siz fark etmeseniz de topraklarında yeni bir yaşam kurduğunuz toplumla olan etkileşiminiz büyük önem taşıyor.

Dil, kitaplar, insanlar ve deneyimler bir döngü halinde bizi geliştirir… Düşüncelerinden, geleneklerinden ve entelektüel birikiminden Bali ve Endonezya ile ilgili çok şey öğrendiğim Balili ve Endonezyalı dostlarıma da buradan selam olsun.

Doğru gözlemleri yapıp doğru soruları sormasaydım yıllardır bana ev sahipliği yapan kültür hakkında ilgisiz bir tavır takınsaydım da pekala fotosentez yapabilirdim oralarda ama meraklıyım işte, bilmek anlamak istiyorum insanlar nasıl yaşıyor değer yargıları neler, kendi içlerinde ne yer ne içer ne konuşurlar… Sizlerin de öyle olmanızı diliyorum.

Bali de Balili arkadaş edinebilirsiniz ama onların arkadaşlık kavramı bizimkinden farklı. Aslında Bali dilinde arkadaş kelimesi yok çünkü Balililer iş dışındaki zamanlarını seremonilere hazırlanarak ve ritüellerle geçiriyorlar. Herkes akraba olduğu için çocuklar akranları olan kuzenleri ve diğer aile fertleriyle büyüyorlar, kolektif bir toplum. Dolayısıyla aile dışından birine vakit ayırıp sizinle sinemaya gidecek birini arıyorsanız Balilileri boşuna rahatsız etmeyin. Javalılar ya da diğer Endonezyalılar gelir, onlar ayrı.

Balililer yüzlerinde hep tatlı bir tebessüm olan, iyi kalpli, saygılı insanlar. Benim en takdir ettiğim özellikleri öyle yapış yapış samimi olmamaları. Zaten sizi iyice tanıyana kadar belirli bir mesafede dururlar. Kendi içlerinde kast sistemi vardır ama şehirde yaşıyorsanız bunu fark etmezsiniz.

Kültürlerini merak ediyorsanız biraz içlerine girebilmeniz gerekiyor. İlk birkaç ay müstakil ev yerine, home stay ya da mal sahibi ailenin de içinde yaşadığı bir ortamda kalmayı seçebilirsiniz. Böylece Balililer boş zamanlarında sunaklar hazırlarken izin isteyip yanlarına oturabilir, sohbet eder, sorular sorar ve palmiye yapraklarından ördükleri sunak çanaklarını yapmayı öğrenebilirsiniz.

Benim Sanur mahallesinde aylarca kaldığım yerlerden birinin sahibi Sanur’un ruhani lideriydi. İki oğlu da Sanur Bersatu isimli özerk mahalle örgütü’nün liderleriydi (bölge’nin asayiş ve düzen işlerini yürüten yan organizmalar). Oğullarından birinin eşi hemşireydi ve bana, kendisi daha üst kasttan olmasına karşın eşiyle çok aşık oldukları için evlendiklerini ama bu sebepten dolayı kendi ailesini ziyaret edemediğini anlatmıştı. Bu hikaye tüm kültürlerde var herhalde…

Bahsettiğim farklı kastlardan olan çift, eski ev sahibelerim.

Aslında Bali de çok göz önünde ve dikkat çekmek için yırtınan biri değilseniz, insanlara da saygı ve sevgi çerçevesinde yaklaşıyorsanız bir problem yaşamazsınız. Hem iş ile ilgili hem de sosyal hayatta kapıları açan şey saygı gören ve sevilen biri olmak.

Balililerin Dini Ne?

Neredeyse bin yıldır, Bali halkı Agama Hindu Dharma ya da Bali Hinduizmi olarak bilinen kendilerine has bir dine mensup. Çok kısa bir özetle anlatacak olursam Hinduizmi Endonezya'ya getiren Hindu bilgeler yerel halk için tiyatral unsurlar içeren Agama adında benzersiz bir din geliştirmiş. Dolayısıyla felsefi olarak iki sistem (Agama ve Nigama) benzer olsa da, pratikte farklılık gösteriyorlar. Yani Bali'de Dharma, Karma, Varna, Purushartha, Moksha teorileri Hindistan ile aynıdır ancak ritüeller ve dini takvim değişik. Törenlerde kullanılan mantraların çoğu da Tantriktir. Agama Hindu Dharma, Güneydoğu Asya'da yaygın olan animizmi ve atalara tapınmayı benimser. Balililer için Tanrılar, insanlar ve ruhlar farklı boyutlarda yaşasalar da birbirlerini sık sık ziyaret ederler.

Gördüğüm kadarıyla “Bali çok spiritüel bir yer” diye gezmeye giden ya da Bali’ye yerleşenlerin hemen hiçbiri bunun farkında değil çünkü aslında biraz da ürpertici ve dark bir inanış ve ritüel kültürü söz konusu.

Bali de Her Gün Görülen Sunaklar ve Ritüeller Ne Anlama Geliyor?

Bali dini takviminin ritimleri, yükümlülük günleri, her tapınağa özgü ayrı ayrı bayram günleri var. Balililer onları ailelerine, toplumlarına, atalarına ve Tanrılarına bağlayan günlük kişisel ritüelleriyle iç içe yaşıyorlar. Bu şu demek; din kültürleri Bali gelenek ve göreneklerinde başı çekiyor ve yaptıkları hemen her şey aslında dinleriyle bağlantılı.

Bali adasında yapılan yer yer Ibiza tadındaki hiçbir turizm yatırımı ya da bangır bangır Beach Club, Balililerin gelenek, görenek ve ritüellerinde herhangi bir değişime yol açmamıştır.

Ramayana efsanelerini adanın her yerinde görülebilen Bali danslarında turistler için olduğu kadar kendileri için de canlandırırlar. Mesela meşhur Barong dansı, hayırlı olaylar için yapılır ve iyinin kötülüğe karşı zaferini tasvir eder.

Balili çocuklar çok küçük yaştan itibaren kendi banjar (mahalle) larındaki toplum kültür merkezlerinde dans etmeyi, gamelan (bir çeşit orkestra) çalmayı ve gelenek/göreneklerini öğrenirler. Yani Balililerin hepsi dans ettiği için gösterilerde gördüğünüz dansçılar aslında normal halk. Aynı sebepten dolayı, Bali dilinde sanat kelimesinin karşılığı bulunmuyor çünkü taş oymacılığından enstrüman çalmaya ve resim yapmaya kadar sanatın tüm dalları zaten hayatlarının önemli bir parçasıdır.

Turizmin ticarileştiren ve yozlaştıran etkilerine  başarıyla direnen Balililer plajları ve pirinç tarlalarındaki instagram salıncakları kadar eşsiz kültürleri, dansları ve törenleri ile de Bali turist deneyimini zenginleştiriyorlar ama bir çaba sarf etmeden çünkü onlar zaten normal hayatlarını yaşıyorlar. İşte Bali’yi Bali yapan ve diğer turizm destinasyonlarından ayıran en önemli şey aslında bu.

Bali kültürü, Hinduizm’in temel ilkeleri üzerine kurulmuş olsa da, bana yedi yılı aşkın zaman, deneyim ve bir dolu kitap okuduktan sonra bile çok kompleks geliyor. Baliyle ilgili uyuşturucu tacirlerinin ve turistlerin hikayelerinden oluşan saçma sapan bir dolu kitap var, hepsi de zaman kaybı.

Okunmaya değer kalitede ve önemli bilgileri içeren tek kaynak Fred B. Eiseman, Jr. ın yıllarca Bali’nin farklı bölgelerinde yerlilerin içinde yaşayarak kaleme aldığı Bali: Sekala & Niskala – Essays on Religion, Ritual & Art adlı kitabı. Kitap İngilizce basılmış ve Türkçeye çevirisi maalesef yok. Kitapta bahsedilen Sekala ve Niskala kavramları Bali ile bilinmesi gereken en temel bilgiler. Direkt tercüme edildiğinde Sekala kelimesi “şimdiki zaman ve boyut”u, Niskala ise “zamanın ötesi”ni ifade eder.

Sekala evrensel insan değerleri ve sürekliliktir.

Niskala ise modernlik, gelişme, büyüme ve ilerleme ile beraber meydana gelen değişimdir.

Sekalayı, Niskala'nın hareketli resimlerinin yansıtıldığı sabit ekran gibi düşünün. Bu da Balililerin evrenle olan ilişkileriyle alakalı bir konsept. Bali’de birey, bütünün yalnızca bir parçasıdır. Bireyler, Yüce Tanrı (Sang Hyang Widhi Wasa) tarafından kuşatılan makro-kozmos’un bir parçası olan mikro-kozmos’u oluştururlar. Balililer hayatlarını bu ögeleri dengede tutarak yaşamaya çalışırlar. Bu denge arayışı da Bali kültürünü ve günlük yaşamını etkileyen ve devam ettiren temel kavramdır. Kısaca bu şekilde özetleyebilirim, Bali Hinduizminin yazılı bir kitabı olmadığı için dediğim gibi kompleks bir konu.

Bali bildiğiniz gibi bir de şifacılarıyla meşhur. Turistler ve yolu Bali’ye düşenler mutlaka şifacıların kapısında sıra oluyor. Bunun sebebi ise Balililerin, yukarıda bahsettiğim konseptler dengede değilse kişinin ruhunun hastalığa karıştığına inanmaları. Yani Bali kültürünü anlayabilmek için önce Balililerin başkalarıyla, Atalarıyla ve Tanrılarla kurdukları denge kavramının kavranması gerek.

Bunun yanı sıra bilmeniz gereken diğer temel bilgi ise Balililerin üç katmanlı bir evrene inandıkları. Bu katmanlar yukarıdan aşağıya doğru; ruhlar ve tanrılar, insanlar ve şeytanlar/kötü ruhlardır.

Balililer bu ruhani katmanları insan vücuduna da taşırlar. Kafa bölgesi Tanrılara tekabül ettiği için Bali'de kimsenin kafasına dokunmamak gerekiyor. Bir çocuğun başını okşamak dahi son derece saygısız bir davranış.

Ayaklar da benzer şekilde Şeytan’a tekabül ediyor ve yalnız Bali'de değil Endonezya genelinde de kişileri ayakla göstermek ya da işaret etmek ya da en kötüsü ayağınızla birine dokunmak oldukça saldırgan bir davranış!

Büyük bir törene sunak götüren Balili kadınlar. Bu tarz manzaralara günlük hayatta rastlanabiliyor, trafik ise geçit bitene kadar duruyor.

Yönler de Bali kültüründe aşırı önemli. Temel olan 16 tane yön var (daha da çok var ama günlük hayatta çok kullanılmadığı için ben bilmiyorum).

Sokakta birine adres sorduğumda “önce güneybatı yönünde ilerle ve daha sonra okyanusu kuzeydoğuna alarak Agung dağı yönünde devam et” tarzı bir cevabı çok aldığım ve sağımı solumu zar zor bildiğim için ben beceremiyorum ama Balililer aynen bu şekilde yol tarifi veriyor.

Bunların dışında Balili vatandaşlar, üç farklı borçla doğduklarına inanıyorlar ve bu borçları yaşamları süresince ödemeleri gerekiyor: Hayatta oldukları için Tanrı'ya olan borçları, hayatta olan ve vefat etmiş aile büyüklerine olan sevgi ve bağlılık borçları ve son olarak da rahip sınıfına olan bilgi borçları.

Bali de görmüş olduğunuz ya da giderseniz mutlaka göreceğiniz ritüeller de işte bu borçları  ödemenin araçları.

Bali de Medeni Kurallar ve Sosyal Etiket

Hem Bali hem de Endonezya genelinde bilinmesi ve uygulanmasının hayrınıza olduğunu düşündüğüm naçizane tavsiyelerim var.

1. Yukarıda bahsettiğim gibi kesinlikle çocuk da olsa kimsenin kafasına dokunmuyoruz ve kimseyi ayağımızla işaret etmiyoruz bu bir. Bir de sol eli kullanmıyoruz, sol elle birine bir şey vermiyoruz, sokak satıcısı ve garson da buna dahil.

2. Özellikle de Bali gibi turistik bölgelerde gördüğünüz tüm Asyalılar Balili değil ve turizmin tüm çakalları da mevcut. Başınıza hoş ya da haksız olmayan bir durum geldiğinde (ATM yi kullandıktan sonra banka hesabınızın boşaltılması veya dövizinizi Rupiah’ya çevirirken kazıklanmanız gibi…), hakkınızı savunurken ya da derdinizi anlatmaya çalışırken sesinizi yükseltmeyin.

Vücut dilinizle sinirli olduğunuzu açık eden el kol hareketleri yapmayın, hele de kabalık ya da hakaret kesinlikle etmeyin. Neden? Çünkü işiniz görülmez. Balililer mağdur durumda kalmış bir yabancıya yardım etmek için ellerinden geleni yaparlar. Sadece Akdeniz ateşinizi ve el-kol-ses yükseltme üçlüsünü geride bırakın, stres sağlığa zararlı.

Bali kültürü, inançları ve düşünme biçimi başka her yerden çok farklı. Ses yükseltme, tepki gösterme ve hatta göz yaşı dökme gibi durumlar Endonezyalılara göre sizin kendine hakim olamayan ve saygıyı hak etmeyen biri olduğunuzu işaret ediyor.

Evet, oralı değilsiniz ve bunları bilmek zorunda değilsiniz ama onlar öyle düşünmüyorlar. Herkes pilavın kendi evindeki gibi piştiğini zannetmez mi? Oysa pilav pişirmenin çok fazla yolu vardır ve hemen her hanede farklı yağ ve yöntemle pişer. Metaforumu anladınız… Aklımda hep yemek hep yemek.

3. Bali de çok fazla Javalı var (Java adasından Baliye çalışmak için gelen kişiler).

Endonezya da yaşayan herkesin “Mas” diye hitap edilen birinin Javalı olduğunu bilmesi gerekir ama bilmezler. Jakarta da bilmemene büyükelçiliğinde çalışan diplomat Bali’ye tatile gelir ve garsona Mas der. İşte benim kültürlerarası iletişim eğitimlerimi almadığı için de böyle rezil olur:) Eğitim alan büyükelçilik çalışanları ve expatlar adaptasyon süreci ve topluma kabullerinin çok kısa bir sürede gerçekleştiğini söylüyorlar çünkü bu eğitimdeki bilgiler kitaplarda yazmıyor.

Maalesef bunu Bali’de yaşayan Batılıların da çoğu bilmez ve Balililere de Mas diye hitap ederler. Bunu yirmi yıldır yapan insanlar tanıyorum. Bu durum, ne kadar cahil ve umursamaz olduklarını ortaya çıkarır çünkü bu kelimeyi aynı günde onlarca defa yerel halkla muhatap olurken kullanırlar. Balililer ise onları düzeltmezler, hem kibar oldukları hem de kendisini her alanda üstün gören Batılı’nın kibiri içinde çürümesine içten içte güldükleri için.

Siz artık biliyorsunuz. Bali de garson ya da sokaktaki adama bli deniyor. İngilizce brother ya da sister da diyebilirsiniz ama Mas demeniz sizi gülünç duruma düşürür benden söylemesi.

4. Sokak dükkanlarında, plajda ya da pazarda alışveriş yaparken pazarlık yapılır ama bizdeki gibi değil. Güler yüzlü ve nazik olan kazanır. Trip yapıp çekip gitme blöfü arkanızdan kimseyi koşturmaz. Nazik ve ısrarcı olun yeter. Espri yeteneğiniz veya Bali ya da Endonezya dili bilmeniz (ikisi birden en şahane) de çok işe yarayacaktır. Ne kadar güldürürseniz fiyat o kadar iner, hem de eğlenmiş olursunuz.

5. İnsanlarla iletişim konusu başlarda biraz sıkıntı olabilir çünkü Bali de yabancılara pek alışık olmayan biriyle karşılaştığınızda “merhaba, nasılsın?” yerine “banyo yaptın mı?” (sudah mandi?) ya da “nereye gidiyorsun?” (mau ke mana?) gibi sorular sorarlar. Bu tarz soruların sebebi pislikten kokmanız değil (diye umuyorum). Bali deki sohbet ve laf açma kalıpları diğer yerlerden farklı, o yüzden. Gülümseyerek karşılık verin. Sizden beklenen sorunun tam cevabını vermeniz değil zaten, onlar bu şekilde merhaba diyorlar o kadar.

Toplum kuralları ve etiketleri konusu aslında çok geniş ama temel olarak bunlar şimdilik yeterli diye düşünüyorum.

Bali Güvenli Bir Yer mi?

Ben genel olarak Bali’de insanlara güveniyorum çünkü hem iyi insanlar hem de inançlılar ve kötü karma istemiyorlar.

Bu şubat ayında ABD’li bir arkadaşımla Nusa Lembongan’dan Baliye feribot bekliyorduk ve bileti satan aracı adam parayı aldıktan sonra “biletinizi 1 saate biri getirecek” dedi ve gitti. Arkadaşım kazıklandığımızı ve biletin asla gelmeyeceğini söylerken ben geleceğine emindim. Bir saat sonra tanımadığımız ama bizi tanıyan (herhalde tarifle) biri biniş kartlarımızı teslim edip gitti. Kolombiya da olsam tabii ki böyle bir şey yapmam ama Bali ve genel anlamda Endonezya’nın güvenli olduğunu düşünüyorum.

Bir hikayem de geçen seneden. Akşam on gibi genelde çok kalabalık olan ve Bali’nin avam bir mahallesi sayılan Kuta’da sevdiğim bir mekana doğru yürürken platformlu ayakkabımın altı çıktı, ben de tek ayakkabıyı ayağımdan çıkarıp topallayarak yürümeye devam ettim. Dükkanlardan birinin önünde duran iki Balili delikanlı “her şey yolunda mı?” diye laf attı. Ayak üstü ayakkabımın durumunu anlattım ama oflayıp puflayarak değil. Tebessüm ederek, durumu ti’ye alarak ve onları güldürerek.

Gitmek istediğim yere daha yürüyerek on dakika vardı. Aralarında Bali dilinde bir şeyler konuştular, delikanlılardan biri ayakkabımı aldı diğeri de motosikletle beni gideceğim yere bıraktı. Diğer arkadaşının tamir edilmiş ayakkabımla birazdan geleceğini söyleyip gitti. O sırada mekanda oturan yaş ortalaması beyaz saçlı bir motosiklet çetesi (Endonezya da motosiklet hobi grupları çete gibi görünür ama çoğu zararsız, normal insanlardır) beni masalarına davet etti. Oturmamaya cesaret edemedim:) Onlara da durumu anlattım, sonra ayakkabımı tamir eden arkadaş geldi, ben utana sıkıla para sıkıştırmaya çalıştım ama almadı.

Balililer, gururlu ve iyi insanlar olduklarını yabancılara göstermek isterler ve dediğim gibi genelde güvenli bir yer.

Ben yaşamadım, yaşamayı da düşünmüyorum ama motosiklet üzerinde giderken çanta kapkaççılarının Canggu, Umalas ve Seminyak gibi bölgelerde yaygın olduğunu duyuyorum.

Turizmin dünya gözü olan bir adada o kadarı da olabilir, siz yine dikkatli olun. Irza geçme, yaralama veya cana kasıt gibi şeyleri asla duymadım, zaten Endonezyalıların tabiatına uymayan durumlar bunlar. Endonezyalılar fiziksel şiddete yatkın insanlar değiller. Unutmayın ki herkes her türlü hikayeyi anlatır.

İşin başka bir yüzü de şu; Bali de ekmeğini turizmden kazanan kesim sarhoş ve saygısız turistlerden çok çekiyor, bir kulübün kapısında dayak yiyen müşteriye rastlarsanız mutlaka saygısız bir davranışta bulunmuştur.

Sokakta durup dururken size taksi dışında bir “mal ya da hizmet” satmak için yanaşan kişilerin peşine takılmamanız gerektiğini söylememe gerek var mı bilmiyorum.

Şahsen beni yolda ehliyetsizken durduran polislerden bile hiçbir zaman kötü ya da korkutucu muamele görmedim. Bize nasıl davranıldığı biraz da bize bağlı.

Ben genelde her şeyi espriye vuruyorum ve çok hoşlarına gidiyor, gülmeyi kim sevmez ki? Bir keresinde de kaskım olmadığı için arka sokaklardan gideyim derken tam bir köşeyi döndüm, yolda hız kesici kasis vardı.

Endonezya dilinde polisi tidur deniyor kasise, Türkçe çevirisi uyuyan polis. Köşeyi döndüm kasisin hemen dibine polis konuşlanmış, durdurdu ve yüzü çok ciddiydi. Kasisi gösterip “bu polis uyuyor, siz neden hala uyumadınız?” dedim, adam kahkahalara boğuldu ve beni bıraktı. Tarzım genelde bu şekilde ve başıma insanlardan pek bir fenalık gelmedi.

Bali de Ev Tutmak

Kos kosan (kısaca kos denir): Yan yana tek göz odaların olduğu site tadında küçük komplekslere verilen ad. İçinde küçük maşrapalı (duşsuz) banyosu olan 5-10 m2 arası klimalı veya klimasız aylık kiraya verilen odalardır ve fiyatları çok uygundur.

Kos bulmak için beğendiğiniz muhitte dolaşıp terima kos yazısı gördüğünüz yerlere girip Ibu kos’u sormanız gerekiyor. Ibu kos (Ibu: Bayan demek) oradaki kiralık odaların sahibi ya da ilgilenen kişi demek. Bütçeniz düşükse ve kos kosan da kalmayı tercih ederseniz, değerli eşyalarınız ve paranız için çok güvenli olmayabilir. Kos odalarının kapıları çok kolay açılır, özellikle de pandemi sonrası herkes zor durumda olduğu için hırsızlık dünya genelinde artmış olabilir.

Kos kosan moderen: Bali’de ilk oturduğum yer olan Sanur muhitinde, 5 yıldızlı bir otelin sokağında çok uygun fiyata (aşağı yukarı 50 dolara tekabül ediyor, yıl 2013) denize 80 metre mesafede harika bir stüdyo dairede oturuyordum. Bu tarz konaklamaya kos moderen denilmektedir. Kos-kosan konseptinin daha modern, yeni ve ferah versiyonu.

Home stay: Bali genelinde home stay kalışları da çok yaygın ve tavsiye ederim. Home stayler, sahibi olan aile genellikle orada yaşadığı için çok güvenli yerler. Orta avlusu olan Bali tipi konaklamalardır. Aynı çatı altında başkasının evinde değil, müstakil girişi ve balkonu ya da verandası olan kendi oda ya da küçük evinizde kalırsınız ve yan evlerde de başkaları oturur. Mal sahibi de o evlerden birinde oturur ve ailenin günde üç kere belirli yön ve yerlere dua ederek yerleştirdiği saiban adı verilen sunak ritüellerine şahit olmak büyük bir keyiftir.

Müstakil Ev / Villa: Genelde sadece yıllık tutabileceğiniz müstakil evler ve villalar ise çok geniş bir yelpaze ve tamamen bütçenize göre değişiyor. Home stay ve kos kosan ücretleri aylık, ev ya da villa tutarsanız büyük ihtimalle yıllık ödeme yapmanız beklenecektir.

Bali de ev sahipleri, arada kontrat olsa dahi evin patlayan borusunu ya da karşılanması beklenen diğer masrafları karşılamazlar, dolayısıyla buna da bütçe ayırmanız gerekiyor.

Yerel dostlarınız olması veya dillerini bilmeniz seçeneklerinizi çoğaltır çünkü ev sahiplerinin kapısına İngilizce “for rent” (İngilizce kiralık) yazdıkları bir villadan uygun bir ücret istemeyecekleri kesin.

Bali ye taşınan çoğu yabancı ilk aşamada yerel dili konuşmadıkları için oturdukları evi sosyal medya gruplarından buluyor, bu da aklınızda olsun.

Eğer Bali'de ev satın almayı düşünüyorsanız, önce orada bir süre yaşamanızı tavsiye ederim. Bu arada yabancılar Endonezya da şirket kurmadan mülk edinemiyorlar. Şayet otel olarak işletmeyecekseniz de mülk satın almak için de sirket kuramazsınız çünkü yabancı yatırım dairesi (BKPM) teftişe geliyor. Bu konuları talep doğrultusunda başka bir blog yazısında işleyebilirim.

Bali deki Diğer Yabancılar

Balide çok fazla yabancı öğretmen var çünkü çok fazla uluslararası okul var (çünkü çok fazla melez çocuk yaşıyor). Aslında herkes kendi tarzına uygun bir muhit seçip orada yaşıyor.

Nusa Dua/Jimbaran bölgesinde daha çok sörfçüler, Ubud da kendilerini diğerlerinden farklı hissetme ile aydınlanma arasında tezat yaşayanlar (ya da çocuğunu Green School’a gönderenler), Sanur’da emekliler, Canggu’da da sörfçü ve genelde daha genç yaştaki yabancılar, Seminyak ta da her tür insan. Denpasar ise daha çok yerli halkın oturduğu muhit. Denpasar-Sanur arasındaki Renon adlı mahalle çoğu yere yakın olması ve kalite/fiyat denklemi bakımından mantıklı bir muhit diye düşünüyorum, Batu Bulan da öyle.

Bali tabii ki bu popüler muhitlerle sınırlı değil ve kuzeydoğu, kuzeybatı ve kuzey kıyılarında da çok özgün ve güzel yerleşim merkezleri var. Daha sakin bir yaşam tarzını benimsemek istiyorsanız Tabanan, Candidasa, Amed ve Pemuteran’ı düşünebilirsiniz.

Öğretmenler dışında dijital ortamda serbest çalışanlar, emekliler, iş sahipleri, Balili ya da Endonezyalı eşi olanlar, bir süreliğine hayatına bir ara verip vaktini Bali’de geçirenler, Avustralyalı maden işçileri (genelde 5 hafta çalışıp 5 hafta izin yaptıkları için) ve az sayıda değişim öğrencisi yabancı dokuyu oluşturuyor. Tabii turistler dışında.

Bali mevzunu da kitap olarak derlemek var planlarım arasında ama şimdilik burada noktalıyorum.

Om Swastiastu!

Bali ile ilgili merak edip de bu makalede bulamadığınız konuları meksikamutfagi@gmail.com adresine yazabilirsiniz. En fazla talep gören konularla ilgili ikinci bir Bali yazısı derleyeceğim.

İlginizi çekebilecek diğer blog yazıları:

2. PASAPORTU YATIRIMSIZ ALMANIN EN KOLAY 2 YOLU

DÜNYANIN EN BÜYÜK HAVAYOLUNU NASIL DİZE GETİRDİM?

HOMO ERKETUS-GEZERUS

MEKSİKA MUTFAĞI: SEYAHAT VE YURTDIŞI YAŞAM TAVSİYELERİ

 

 

 

YORUMLAR

    Bu konuya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...

YORUM YAZ